Ara
  • Bülent Eryüksel

Neden Erteliyorum – Ertelemek Hastalık Belirtisi Olabilir mi?

Güncelleme tarihi: 18 Tem

Bugün evde çalışıyorsunuz ve bilgisayar başına oturup haftalık raporunuzu yazmanız gerekiyor, fakat siz bir türlü oturup başlayamıyorsunuz. Sebebini tam olarak bilemediğiniz bir şekilde bilgisayardan uzak duruyor ve sonra yaparım diyorsunuz. Bu durum sadece bir kere de başınıza gelmedi, aylardır devam ediyor ve çok zorlanıyorsunuz. Bu durum sizde şuçluluk duygusuna yolaçıyor. Zannetmeyin ki yalnızsınız. Hayatımızda hepimiz zaman zaman erteleme yaparız, fakat eğer bu ertelemeler sürekli hale gelmiş, iş ve sosyal yaşantımızı etkilemeye başlamış ise, o zaman nedenleri ve çözüm yollarını araştırma vakti gelmiştir.


Erteleme sorunu antikçağdan bu yana çok farklı açılardan ele alınmıştır. Antik Yunanda erteleme sorunun ele alınması Plato’ya kadar gitmektedir. Platon’nun Protagoras eserinde Sokrates bir kişinin doğru olduğunu bildiği bir eylemi gerçekleştirmek yerine neden farklı bir şey yaptığı sorusunu sorar. Aristoteles de Nikomahkos’a Etik kitabının 7. Kısmında aynı soruyu sormakta ve Antik Yunanca’da ‘Akrasia’ olarak adlandırılan bu kavramı tartışmaya açmaktadır. Akrasia kelime anlamı olarak zayıflık / güçten yoksun olma şeklinde çevrilebilir. Akrasia sorunun temelinde Platon ile başlayarak felsefe tarihinde şıkça yer bulan akıl-beden / duygu karşıtlığı vardır. Aristotales akrasia problemini Sokratesçi bilgi öğretisi çerçevesinde ele alır. Sokrates’e göre insan yanlış olduğunu bilerek bir eylemi gerçekleştirmez. Fakat doğru olduğunu bildiğimizi zannettiğimiz her zaman iyi ve doğru olmayabilir. Erteleme nedenleri ve sonuçları hakkında bilgiye sahip olmanız ve farkındalığınızın artması erteleme davranışınızı değiştirmenizde size yardımcı olacaktır.

Unutmayın, Seneca’nın belirttiği gibi ‘biz vaktimizi tereddütler ve ertelemelerle boşa harcarken, hayat akıp gider.

Nörobilim açısından erteleme davranışı insan beyninin gelecekteki fayda ve kazanımlar yerine anlık haz ve kazanımlara yönelme eğilimi ile açıklanmaktadır. Örneğin diyet yaparak kilo vermek uzun soluklu ve uzun dönemde fayda sağlayacak bir davranıştır, beynimiz onun yerine bizi kısa süreli haz alacağımız yeme davranışına yönlendirir. Beynimizin korteks kısmı uzun vadeli faydaya odaklanırken, limbik system ve ilkel beyin anlık hazlara odaklanmaktadır. Karar anında ilkel beyin devreye girmekte ve bize uzun vadede yarar sağlayacak bir davranışı zahmete katlanmadan ertelememize neden olmaktadır.


Ertelemek ile tembelliği birbirinden ayırtetmemiz gerekir. Tembellik hiçbir şey yapmamakken erteleme ise son dakikada da olsa genellikle işlerin yetiştirilmesi veya geç de olsa yapılması şeklinde olur. Tembeller genellikle herhangi bir kaygı duymazken, erteleme yapan kişiler çoğunlukla bu durumdan devamlı kaygı duymaktadır.


Genelde erteleme yaptığımız durumlar aşağıdaki gibidir;


Yapılan işin içeriğinin sıkıcı olması ve onun yerine yapacak daha ilgi çekici şeyler olması önemli bir erteleme sebebidir. Özellikle sosyal medya kullanımının arttığı günümüzde akıllı telefonu ile vakit geçirmek daha çok tercih edilebilmekte ve erteleme davranışının artmasına neden olabilmektedir. Eğer yapılacak işin içeriği bizde kaygı oluşturuyorsa veya işi tamamlamak için yeterli donanıma sahip olmadığımız yönünde bir inancımız varsa o durumlarda da erteleme sık yapılmaktadır. Yapılması gereken işin son dakika daha hızlı ve az zaman ayırarak yapılabileceği inancı da erteleme davranışına yolaçabilmektedir. Bazen de yapılacak işe ayrılması gerekli sürenin olduğundan az tahmin edilmesi de son dakikaya bırakmaya neden olabilir. Ayrıca günümüzde seçeneklerin çok fazla olması da kişileri karar vermekte zorlanarak eyleme geçmek konusunda erteleme yapmaya itebilmektedir.

Siz de erteleme yaptığınız durumları tekrar gözden geçirip neden erteleme yaptığınızı keşfedebilirsiniz.


Erteleme tek başına bir sorun olabildiği gibi bazı ruhsal hastalıkların varlığında da görülebilmektedir. Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), depresyon veya anksiyete bozukluklarında da erteleme davranışı görülebilir. Bu durumda bir ruh sağlığı uzmanı tarafından altta yatan hastalığın tedavisinin planlanması gerekir.


Erteleme sorununda önemli olan bir diğer konu neyi ertelediğinizdir. Eğer sadece iş ile ilgili konularda erteleme yapıyorsanız sorun genellikle kendinizi yeterli hissetmediğinizden, işe yönelik anksiyeteden veya işi sıkıcı buluyor olmanızdan kaynaklanıyor olabilir. Fakat erteleme örneğin eşinizle veya sevgilinizle olan ilişkinizde, ev işlerinde veya yapılması gereken diğer rutin işlerde de ortaya çıkıyor ve hayatınızın bir çok alanını etkiliyor ise altta yatan bir ruhsal hastalık olma olasılığı daha fazladır ve değerlendirme gerekir.


Erteleme davranışını nasıl kontrol altına alırız?


Öncelikle problemin farkında olmalısınız. Erteleme davranışınızı analiz etmeli, sadece iş ile mi ilgili? yoksa hayatınızın diğer alanlarında da ortaya çıkıyor mu? Hangi durumlarda daha fazla yapıyorsunuz? Özellikle iş hayatında ortaya çıkıyorsa iş yetkinliğiniz ile ilgili olabilir. Bu durumda ek eğitim talep etmek, daha tecrübeli çalışanlardan veya yöneticinizden yardım istemek çözüm olabilir. Bu konuda ne kadar açık ve dürüst olursanız çözüm üretmek te o kadar kolay olacaktır. Yetkinliğinizi sorgulamalı ve açık yüreklilikle bu durumla yüzleşmelisiniz. Eğer bu konuyu gözardı ederseniz iş yaşamındaki sorunlarınız artarak devam edecektir. Kurumlar iyi niyetli ve öğrenmek isteyen, eksikliklerinin farkında olan çalışanları desteklemek taraftarıdır.

Eğer erteleme nedeni ile iş hayatı kadar günlük hayatınızda etkileniyorsa mutlaka bir ruh sağlığı profesyoneli ile görüşmeli ve altta yatan bir psikopatoloji olup olmadığını araştırmalısınız. Özellikle Bilişsel Davranışçı Tedaviler (BDT) size yardımcı olabilir. BDT özellikle anksiyete ve depresyonda etkin bir psikoterapi yöntemidir. BDT size erteleme yaptığınızda aklınızdan ne tür düşüncelerin geçtiği, bu düşüncelerin ne tür duygulara yolaçtığı ve sonrasında davranışınızı nasıl etkilediği konusunda açıklık getirecektir. BDT ile anksiyete ve ertelemeye yolaçan yanlı düşünceler saptanmakta, bu düşüncelerin doğru olup olmadığı kanıt incelemesi ve davranış deneyleri ile ortaya konularak, işlevsel olmayan düşüncelerin yerine alternatif, işlevsel düşünceler geliştirerek duygu ve davranışların olumlu yönde değişmesi sağlanmaktadır. Aslında bir olay karşısında davranışımızı belirleyen olayın kendisinden ziyade o olaya ait algı ve düşüncemizdir. Örneğin normalde kolayca hazırlayabileceğiniz bir sunum için plan yaparken aklınızdan otomatik düşünce olarak ‘ çok zaman alacak’ ‘ konuya hakim değilim’ ‘ beni çok yoracak’ gibi düşünceler geçiyorsa bu düşünceler sizde üzüntü, kaygı, heyecan gibi duygular oluşturacak ve erteleme davranışı ile kendinizi geçici de olsa rahatlatma ve kaygıdan uzak tutmaya çalışmanıza neden olacaktır. Aslında muhtemelen bu sunumda daha önceden de başarı ile hazırladığınız bir çok sunumdan farksız ve rahatlıkla hazırlayabileceğiniz bir sunumdur, fakat burada bilişsel hata dediğimiz işlevsel olmayan, daha önce yaşadığınız bazı olumsuz tecrübelere dayalı oluşmuş şemalar devreye girmektedir. Bilişsel hatalar aslında basitçe düşünce yanlışları olarak da adlandırılabilir. Bu düşünceleriniz doğru olup olmadığına dair kanıtları incelediğimizde veya davranış deneyleri ile test ettiğimizde aslında çoğu zaman doğru olmadıklarını kolayca görebileceğimiz bu işlevsel olmayan otomatik düşünceler bizi doğru olan aksiyonu almamızdan geri bırakabilmektedir. BDT ile bu düşüncelerin değiştirilerek davranışın da olumlu yönde değiştirilmesi hedeflenmektedir. Yukarıdaki örnekte aklınızdan geçen düşünceyi ( beni çok yoracak ) bir yere yazıp, ardından ona alternatif ve gerçekçi düşünceyi bulduğunuzda (daha öncede yaptım ve biraz yorulsamda sonuçta rahatlıkla tamamlıyorum) bu yeni düşünceyi bulmuş olmak duygu ve davranışlarınızı da olumlu yönde etkileyecektir.


Eğer başlamakta zorluk çekiyorsanız, günlük iş listesi yapmak ve hangi saatlerde neleri yapacağınızı yazmak size yardımcı olacaktır. Ayrıca herhangi bir işin tamamını bitirmeye çalışmak yerine çok küçük de olsa bir adım atmak size bir sonrasında daha büyük adım atmak için cesaret ve isteklilik kazandıracaktır. Ya hep ya hiç düşüncesi çoğu zaman bizi harekete geçmekten geri bırakır. İdeal olarak otuz dakika yürüyüş aklınızda geçiyor fakat bunu başlatmak zor geliyorsa ilk önce sadece beş dakika yürüyün. Bu bile sizde bir başarmışlık ve yapabilirlik hissi uyandıracaktır. Burada önemli olan içinde bulunduğunuz kısır döngüyü kırmaktır. Başlayamamak ve ertelemek kişide stres ve kaygı oluşturur. Bu kaygı ve stres giderek artarak erteleme davranışının da pekişmesine yolaçar. O nedenle küçük de olsa bir adım atmak, örneğin sunum için ilk slaytı bile yapmak kısır döngüyü kırmak açısından çok önemlidir. Unutmayın, olumsuz düşünceler yerine işlevsel alternatif düşünceler oluşturmak, günlük iş listesi hazırlamak ve çok küçük adımlarla da olsa başlamak eğer bir süre sabreder devam ederseniz sonunda beyninizde yeni yolakların oluşumuna neden olarak erteleme sorununun üstesinden gelmenizi sağlayacaktır. Eğer bu bölümde anlattıklarımı kendi başınıza uygulayıp hayata geçiremiyorsanız profesyonel destek alabilir ve bir terapistin rehberliğinde sorununuzu çözebilirsiniz.


Seneca’nın sözünü tekrar ederek bu bölümü sonlandırayım;

‘Biz vaktimizi tereddütler ve ertelemelerle boşa harcarken, hayat akıp gider.

3 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Arnavutköy’de bir barda akşamüstü oturmuş arkadaşlarımla sohbet ederken bir yandan da çevreyi gözlemlemekteyim. Bizim masamızda da, kulak misafirimi olduğum diğer masalarda da konuşmaların çoğunun içe

Bir çoğumuz yeme davranışımızın bilinçsizce yapılan bir davranış olduğunu düşünse de aslında yeme davranışımızı düşünerek ve bilinçli olarak oluştururuz. Bu nedenle yeme davranışımızı kontrol etmek de

‘Sapere Aude’ (Aklını kullanma cesaretini göster) Horatius Erich Fromm ‘ Sahip Olmak ya da Olmak’ isimli kitabında ‘Sahip olmak’ ve ‘olmak’ olgularını birbirine karşıt iki varoluş biçimi olarak tanıml

wpgif.gif